• YAZARLARIMIZ

    Muharrem KOCAR
    Fem Dershanesi Çamlıca-2 Şube Müdürü
    muharremkocar@fem.com.tr
    2013-01-24

    Sınav Kaygısı Nasıl Giderilir?


    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı bilgiye göre; 22 yaşındaki bir genç, ortalama 16 yıllık eğitim-öğretim döneminde; ilköğretim birinci kademe (ortalama 8 ders, her ders için 1 yılda 6 sınav), ilköğretim ikinci kademe (ortalama 13 ders, her ders için 3 sınav), lise (ortalama 16 ders, her ders için 1 yılda 6 sınav) ve üniversitede (ortalama 16 ders, 1 yılda 6 sınav) olmak üzere 16 yılda yaklaşık bin 138 sınava girmektedir. Ülkemizde sınavlar öğrencilerin hayatlarının şekillenmesinde önemli süreçlerdir. Bu durum, öğrencilerde kaygıya neden olmaktadır. Sınavların öğrencilerde oluşturduğu kaygı, öğrencilerin derslere karşı tutumunu ve başarısını olumsuz yönde etkilemektedir. Bir üniversite öğretim elemanının 5250 kişi üzerinde yaptığı araştırmaya göre üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin kaygı düzeyi, ameliyat olacak genel cerrahi hastalarının kaygı düzeyinden çok daha yüksek bulunmuştur.

      Bazı öğrencilere göre sınavın anlamı, eğitimciler ve anne babaların anladığından farklı bir hale gelmiştir. Bu tip öğrencilere göre sınav karizmadır, sınav ne kadar iyi olduğunu veya ne kadar kötü olduğunu gösterir. Onlar için sınav, ölüm kalım savaşı olduğu gibi bir anlamda her şeydir. Oysa araştırma sonuçları okul ve sınav başarısının, hayat başarısının %20’sini açıkladığını göstermektedir. Hayat başarısında, alınan diplomalardan daha çok sosyal zekâ, duygusal zekâ ve benzeri faktörlerin önemli rol aldıkları bilinmektedir.

    20-25 yıl sonra bu ülkede yaşayacak olanlar bugünün eğitimcilerini ve idarecilerini kıyasıya eleştireceklerdir. Bugünün eğitimcileri için diyecekler ki: “Keşke o dönemin eğitimcileri sınavlara hazırlanmayı değil, hayata hazırlanmayı öğrencilerine esas gaye olarak işleyebilselerdi.” Zira sosyal hayatta başarılı olabilecek nice öğrenci sınav stresi ve kaygısı yüzünden başarısız olmaktadır.

    Öğrencinin kapasitesinin üzerinde bir beklenti ve baskı varsa, öğrencinin gerçek benliğiyle idealize edilen benliği arasındaki fark artar ve öğrenci için bu beklenti ulaşılabilir bir hedef olmaktan çıkar. Öğrenci başarısızlığa uğramaktansa, denememeyi tercih eder. Tik, korku ve yalan söyleme gibi uyum sorunları çıkabilir, özgüveni dibe vurur, çocuğun kendisine saygısı azalır ve sınav kaygısı yaşayabilir.

    SINAV KAYGISI NEDİR?

    Sınav kaygısı; kişinin yüklediği anlama göre şiddeti değişen ve sınav öncesinde, sırasında ya da sonrasında duyulan endişe, korku ve rahatsızlıktır diye tanımlanabilir. Kişi, olaylara fiziksel bir risk ya da tehdit anlamı yüklüyorsa,  kendini korkutuyor;  kişiliğine bir risk ya da tehdit anlamı yüklüyorsa, kendini kaygılandırıyor demektir.

    Kaygı, akıl yürütme ve soyut düşünme yönündeki zihinsel faaliyeti bozar. Yüksek sınav kaygısı, öğrenci başarısızlığına neden olan en önemli etkenlerden biridir. Hemen hemen herkes bu kaygıyı bir miktar hisseder. Bu yüzden sınav zamanı yaklaştıkça kaygılanıyorsanız kendinizde bir eksiklik ya da problem olduğu hissine kapılmanız gerekmez.  Gerçekten kaygılanmanızı gerektirecek tek şey belki de hiçbir şeyden kaygılanmadığınızı fark etmeniz olacaktır. Çünkü kaygı duymayanlar hazırlıksız ve hedefsizdirler.

    Yüksek düzeyde akademik başarı beklentisi, öğrenciler üzerinde ilkokuldan itibaren bir baskı oluşturmaktadır. Sınav kaygısı birçok öğrenci için akademik yaşamlarında ciddi bir problemdir. İlköğretim ve orta öğretimde bulunan öğrencilerin yaklaşık % 18’inin akademik başarıları bu öğrencilerin yüksek kaygı düzeylerinden olumsuz etkilenmektedir.

    Sınav kaygısı 1950’li yıllardan beri tüm dünyada psikolog ve eğitimciler tarafından dikkat çekilen önemli bir konu olmuştur. Amerika, Çin, Çekoslovakya, Mısır, Almanya, Ürdün, Hollanda, Hindistan, İran, İtalya, Japonya, Kore, Türkiye ve Uruguay gibi pek çok ülkede, pek çok araştırmada çalışılmış, kültürel ve coğrafi sınırları aşan bir kavram olduğu anlaşılmıştır. Türk gençlerinin sınav kaygısı düzeyleriyle ilgili yapılan çalışmalarda araştırmacılar sadece Kore, İran, Ürdün’deki gençlerden daha düşük sınav kaygısına sahip olduklarını bulmuşlardır. Sınav kaygısının bir ülkede sınava verilen önemin artmasıyla doğru orantılı olarak artış gösterdiği görülmüştür.

    Türkiye’de ilköğretim ve lise eğitimi boyunca başarı ve başarmaya aşırı vurgu yapılmaktadır. Üniversite sınavına girecek adaylardan % 19’unun “düşük”; % 42’sinin “orta”; % 39’unun “yüksek” sınav kaygısına sahip olduğu bulunmuş ve buna göre Türkiye’de sınavlara hazırlanan öğrencilerin daha yaygın olarak yüksek sınav kaygısı yaşadıkları tespit edilmiştir. Oysa dış ülkelerde sınav kaygısı ile ilgili yapılan genel bir çalışmanın bulgularına göre, öğrencilerin sınavlarda orta düzeyde bir kaygı yaşadıkları belirlenmiştir.

    Sınav kaygısıyla ilgili yapılan diğer bir çalışmada bayan öğrencilerin sınav kaygı düzeyinin erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yine bu çalışmada öğrencilerin %10'unda tedavi gerektirecek düzeyde sınav kaygısı bulunmuştur. (Schaefer-2009)

    SINAV KAYGISININ ETKİLERİ

    Sınav kaygısı, öğrencilerin sahip olduğu potansiyeli ortaya koymalarını engellemekte, zaman zaman öğrenimlerini yarıda bırakmalarına neden olmakta, dolayısıyla öğrencilerin gelecekteki yaşam tercihlerini ve mesleki kararlarını etkilemektedir. Sınav kaygısı yüksek bireyler, bilgilerini yeterince ortaya koyamadıkları için daha düşük statülü, değerlendirme ve rekabetin daha az olduğu mesleklere yönelmektedirler.

    Duyulan kaygıyla ilgili problemler, ancak kaygının boyutu ve sizin hayatınızı ne kadar etkilediği ile ilgili olarak ortaya çıkabilir. Günlük hayatta korkular, korkulan şeyin fiziki olarak ortadan kalkmasıyla atlatılabilir, fakat kaygı hemen atlatılabilecek bir rahatsızlık değildir. Peki, korku ile kaygı arasında ne fark vardır? Kaygının gerçek olması gerekmez, çoğu durumda sanalda olabilir. Yani korkuda somut bir “korkulan” varken kaygıda çoğu zaman kişinin kafasında ürettiği bir korkulardan bahsedebiliriz. Kaygıda korkudan farklı olarak fiziksel açıdan tehdit eden bir uyaran söz konusu değildir. Kaygılar ve buna bağlı olarak gelişen heyecanlar korkularda öğrenilen şeylerdir. Kaygı, heyecan ve korkuları doğuştan getirmediğimize göre sınav kaygısı da öğrenilen (yanlış) bir davranıştır. Bunun anlamı yanlışı düzelterek istenilen doğrulara ulaşabileceğimizdir.

    İlköğretim öğrencilerinin sınav kaygılarının yüksek olması, aileler ve eğitimciler tarafından göz önünde tutulmalıdır. İlköğretimin son sınıfında okuyan öğrencilerde öğrenilmiş çaresizliğe bağlı olanların diğerlerine göre daha çok sınav kaygısı yaşadıkları gözlemlenmiştir.

    Sınav ortamında yüksek sınav kaygılı bireyler dikkatlerinin önemli bir kısmını sınavla ilgisiz tepkilere yani kuruntulara harcarlar. Sınavla ilgili tepkilere ise dikkatlerinin çok az bir kısmını kullanırlar. Bu durum bireyin performansının azalmasına yol açar.

    Daha küçük yaşlarda, sınav kaygısının nedeni anne babanın olaya yaklaşım biçimi iken lise ve üniversite döneminde ise kişinin olayları algılayış biçimi devreye girer. Sınavın anlamı sınava giren genç için çarpıtılmış bir şekilde kendisinin değerlendirilmesi şeklinde algılanıyor ise o kişinin kaygı yaşama olasılığı yüksektir.

    Öğrencilerin sınavlarda kaygılı olmalarının başlıca nedenleri, kendine güvensizlik, ailenin yanlış tutumu, daha önce yaşanmış başarısızlıkların tekrarlanabileceği endişesi, mükemmeliyetçi yaklaşım, yüksek beklenti düzeyi, başarısız olma ve değerlendirilme korkusu, zamanı iyi kullanamama, yanlış çalışma alışkanlıklarıdır. Ayrıca hedef belirsizliği, plansızlık, görev ve sorumlulukları erteleme, danışılacak birilerinin olmaması, sonuçları olumsuz tahmin etme, sınava gerçeğinden farklı anlamlar yükleme, gerçekçi olmayan düşünce biçimleri, aile ve çevrenin beklentilerinin yüksek olması da kaygıya neden olmaktadır.

    KAYGI BELİRTİLERİ

    Kaygı strese en sık verilen tepkilerden biridir. Kaygıyı sürekli ve anlık kaygı olarak ikiye ayırabiliriz. Sürekli kaygısı olan fertler belki bir tedavi süreci geçirmesi gereken ve hayatın her kademesinde zorluk yaşayan insanlardır. Anlık kaygılar ki sınav kaygısını da bu kategoriye alabiliriz, zaman içinde değişen ve geçici bir durumdur. Merkezi sinir sisteminin uyarılmasıyla oluşan, üzüntü, gerginlik gibi hoşa gitmeyen hislerle tanımlanır.

    Ayrıca, mide rahatsızlıkları (bulantı/kusma), barsak rahatsızlıkları (ishal), sık idrara çıkma/sıkışma, baş dönmesi, ağız kuruması, karın ağrısı, terleme nefes alıp vermede güçlük yaşama, yorgunluk ve bitkinlik belirtileri, uyku bozuklukları, ellerde titreme sınav kaygısının fiziksel belirtileridir. Düşünceleri toparlayamama, ifade edememe, unutkanlık, transfer edememe, görsel ve işitsel kanaldan gelen bilgileri anlamada güçlük çekme, dikkat ve odaklanma güçlüğü sınav kaygısının bilişsel belirtileridir. Huzursuzluk,  çabuk öfkelenme/kızgınlık, mutsuzluk, içe kapanma, ilişki kurmada güçlük, kendini olumsuz algılama, endişe, korku, ümitsizlik, mahcup olma/ utangaçlık, hayal kırıklığı, tedirginlik sınav kaygısının duygusal belirtileridir.

    BAŞA ÇIKMA ÖNERİLERİ

    Öğrencilerin sınav kaygısının azaltılması başarılarını artırabilmektedir. Bu nedenle, sınav kaygısıyla baş etmede, öğrencilerin kişilik özelliklerinin belirlenerek, bu özelliklerine göre sınav kaygı düzeyinin yüksek olması beklenen öğrencilere psikolojik danışmanlık desteğiyle yardımcı olunabilir. Bunun için öğrencilerin kişilik özelliklerine göre sınav kaygı düzeyinde farklılık olup olmadığı ve hangi kişisel özelliklerin sınav kaygısını ne yönde etkilediğinin belirlenmesine ihtiyaç vardır.

    Kaygıyı gereğinden fazla yaşamamanın yolu öncelikle onun ne olduğunun iyi tanımlanmasına bağlıdır. Eğer kaygıyı açık bir ifade ile tanımlarsak, ona dair korkularımızdan da arınmamızda o ölçüde kolaylaşacaktır. Sınav kaygısında sınavın kendisi strese yol açmaz, sınavın kişi tarafından algılanış biçimi kaygıya neden olur. Sınav esnasında dikkat ve enerjiyi sınavın sonucuna ayıran öğrenci başarı için gerekli enerjiyi bulamaz.

    Düşünce ve buna bağlı olarak duygu ve davranış biçimimizi objektif gerçeklere dayandırmamız gerekir. Kendi kalıplaşmış düşüncelerimizin farkına varıp, bu düşüncelerin alternatiflerini geliştirme sınav kaygısıyla başa çıkmanın önemli bir bölümüdür. Mesela, üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci, sınavı kazanan fertlerin üstün zekâ sahibi oldukları düşüncesinde olabilir. Bu öğrenciye, “dört yıllık fakülte kazanmış yüzlerce üniversite öğrencisinin zekâ kapasiteleri ölçülmüş ve beklenenden çok farklı bir sonuçla karşılaşılmış. Genelde, 4 yıllık üniversite kazanmış öğrencilerin zekâ düzeylerinin normalden üstün olması beklenir. Oysaki araştırma sonucun da; %80’i normal, %10’u normalüstü, %2,5’u normalaltı olarak bulunmuştur. Demek ki üniversiteyi kazanma şansını yakalayanların zekâları (kaygılı fertleri korkutacak kadar) çok iyi veya üstün değildir” savı anlatılarak kalıplaşmış bu düşüncesinden uzaklaşmasına yardımcı olabiliriz.

    Değerlendirmelerimiz ve yaklaşım biçimimiz problemi çözme yönünde bize yardımcı olmalıdır. Duygusal ve davranışsal tepkilerimiz eğer problemi çözmemize yardımcı olmuyorsa yaklaşım ve yorumlayış biçimimiz gerçekçi değildir. Sağlıklı bir yaklaşım biçiminin çatışma ve gerginlik yaratmayan türden olması gerekir. 

    Yapanın değil, yapılanın değerlendirildiği bilinmelidir. Yani kendi kişiliğimizin değil,  o dersteki bilgi birikimimizin değerlendirildiğini gözden kaçırmamak gerekir. Gereklilikler, kurallar yerine tercihlerimiz olmalıdır. Aksaklık ya da hatalar arzu edilmez, ancak bu eksiklik ve hatalar elimizi kolumuzu bağlayıp kilitlenmeyi değil,  olumlu bir şekilde yaklaşarak, akılcı bir şekilde öğrenmemizi sağlayan araçlardır. 

    Çevrenin bizimle ilgili değerlendirme ve eleştirileri elbette ki bizim için önemlidir. Ancak yaptıklarımızdan hareketle kişiliğimizle ilgili değerlendirme ve yargılara varıyorlarsa bu onların sorunudur.

    Sadece sınav kaygısına neden olan akılcı olmayan düşünce yapımızı değiştirmek çözüm değildir.  Etkili ders çalışma tekniklerini öğrenerek uygulamak gerekir. Zamanı etkili kullanma yöntemlerini iyi kullanarak,  kişisel gelişimimize ortam oluşturmak önemlidir.

    SINAV KAYGISINI AZALTMADA EBEVEYNLERE DÜŞEN GÖREVLER

    Öğrencinin kaygı sorunlarının çıkmaza girmesinin en önemli nedenlerinden biri, ona destek vermesi gereken anne-baba ve öğretmenlerin çözümün değil sorunun bir parçası olmalarıdır. Belki “iyi niyetli” çaba gösterilmesi öğrencinin kaygılarını azaltmaya yönelik görünse de çoğu zaman bu kişilerin egolarına hizmet amaçlı olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle sorunu çözmek bir yana tam tersi bir etkiyle, durumu iyice çıkılmaz hale getirebilir.

    Anne babalar genelde çocuklarına kızarak, bir sürü nasihatlerde bulunarak ve kendilerinin geçmişteki başarılarından bahsederek –akıllarınca- onlara model olurlar. Kimi zamanda aşırı derecede üzülerek çocuğun sorun alanını iyice genişletirler. İşin gerçeği şudur ki, bu tür tepkiler hiçbir zaman sınav kaygısını çözmede işe yaramaz. Hatta kaygıyı azaltmak amacıyla yapılan telkin edici konuşmalar çoğu zaman aksi bir etkiyle kaygıyı daha da artırabilir. Çünkü bu tür sorunlar, yapılacak birkaç küçük hamle ve konuşma ile çözülebilir nitelikte değildir.

    Hiçbir şey çocuğunuzun ruhsal ve bedensel sağlığından daha önemli değildir. Kesinlikle mutlu olamayan bir çocuk başarılı da olamaz. Bu nedenle sınav öncesi ve sonrası her dönemde çocuğunuzun yanında olun. Onu ne kadar sevdiğinizi ona her zaman hissettirin. Sınava hazırlık döneminde onun için yaptığınız maddi manevi tüm desteği, onu sevdiğiniz için yaptığınızı, kazanmasından ziyade onun çaba göstermesinin ve elinden geleni yapmasının sizin için daha önemli olduğunu mutlaka belirtin. 

    Çocuğunuza başarıya adım adım ulaşıldığını,  bunun bir maraton olduğunu hatırlatın. Herkes gibi onun da performansının zaman zaman düşebileceğini unutmayın. Bu gibi dönemlerde onu motive edip yüreklendirin.  

    Bilgi eksikliği olan konuları vakit geçirmeden tespit edin ve gerekli olan önlemleri alın. Kaygıyla baş edemediğini görürseniz profesyonel destek almaktan kaçınmayın. Çoğunuzu iyi gözlemleyin, ruhsal bir sıkıntı yaşıyorsa, dikkat ve öğrenme sorunlar yaşıyorsa bunların sebebini ve çözümünü bulmaya çalışın.

    Sınav kaygısı, öğrencilerin eğitim sürecinde başarısını etkileyen önemli bir faktördür. Sınav kaygısını azaltmak için okul yönetimi, aile ve psikolojik danışmanlarla işbirliği yapılmalıdır. Bu çalışmada elde edilen sonuçların, uygulayıcılara, öğrencilerin kişilik özeliklerine göre sınav kaygısı yaşaması olası öğrencilere psikolojik, sosyal, okul ve aile desteğiyle kaygıyı azaltma konusunda yol gösterici olacağı düşünülmektedir.

    SONUÇ

      Eğitim kurumlarında öğrencilerin salt bilgiyle dolu ve hâlihazır topluma uyum gösteren kimseler olmaktan ziyade,  hızla değişen ve karmaşık hale gelen toplumda,  var olan ve olası sorunlarla baş edebilecek ve değişen çevresine uyum gösterebilecek kimseler olarak yetişmeleri gereği daha çok hissedilmektedir. Sınav kaygısı ile kişilik genel, sosyal ve kişisel uyum değerleri arasında ters yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin bu kişilik özellikleriyle ilgili uyum düzeyi arttıkça sınav kaygı düzeyinin azaldığı gözlemlenmektedir.

     

    Yazar : Muharrem KOCAR    1377 Kez Okundu

    YORUMLARINIZ

    Bu yazı hakkında henüz bir yorum bulunmamaktadır.

    Yorum Yazın


  • Yazarın Diğer Yazıları


  • Müzakere Ve İkna Teknikleri
  • Sınav Kaygısı Nasıl Giderilir?
  • Dershaneciliğin Dünü Bugünü Ve Eğitime Katkısı
  • Yeni Eğitim Ve Öğretim Sistemi (4+4+4)
  • Yükseköğretimde Rekabetin Adı: Vakıf Üniversiteleri
  • Meslek Seçimi Mi, Seçilen Meslek Mi?
  • Düşünme Eğitimi Ve Kitap
  • Matematik Adına: " Gelin Tanış Olalım"
  • Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

    Get Adobe Flash player

    Puan Hesaplamaları ve Analizler
    2010 YGS Sonuçlarına Göre Lise Analizleri
    2011 - 2010 Bölümlerin Puan Karşılaştırmaları
    2011 - 2010 SBS Taban Tavan Puan Kıyaslamaları
    2011 YGS-LYS Puan Hesaplaması
    2011 SBS Puan Hesapla
    Sponsorlar
    Fatih Üniversitesi
    Sabah Dershaneleri
    Fem Dershaneleri
    Fatih Koleji
    Anafen Dershaneleri
    Mammamia
    Medya
    Kariyer Penceresi TV
    Dergi
    Destek
    Destek İletişim Bilgileri
    E-Dergimizden Haberiniz Olsun
    Neden E-Dergiye üye olmalıyım ?
    Bilgi güvenliği ve gizliliği